top of page
  • Yazarın fotoğrafıMelis Ulaş

Bilinçli Farkındalıkla Beslenme (Mindful Eating): Nedir ve Ne Değildir?


Bilinçli farkındalıkla beslenme, sağlık ve esenliğin için gıdalarla ve yemeklerle barış sağlayabilme ve bedenine kulak vermeyi yeniden öğrenme gibi konularda senin için çok faydalı bir araç olabilir. Bilinçli farkındalıkla beslenmenin ne olduğu ve ne olmadığıyla ilgili hazırladığım bu yazının çok işine yarayacağına inanıyorum.




BİLİNÇLİ FARKINDALIKLA BESLENME NEDİR?

Uluslararası bir organizasyon olan The Center for Mindful Eating’in tanımlamasına göre bilinçli farkındalıkla beslenme, içinde birbirinden zengin açıklamaları barındırıyor:

  • Kişinin yemek seçimlerine yönelik işlevsel ve besleyici seçenekler hakkında farkındalık kazanması

  • Kişinin içsel bilgeliğine saygı göstererek hazırlık yapması konusunda farkındalık kazanması

  • Kişinin kendisini tatmin eden ve vücudunu besleyen yiyecekleri yerken ve içerken tüm duyularını bu deneyime odaklayarak kullanması

  • Yemek yemeye başlamak ve bitirmek konusunda karar verirken fiziksel açlık ve tokluk sinyallerinin kendisine rehberlik etmesine izin vermesi


The Center for Mindful Eating’in “Bilinçli Farkındalıkla Beslenme İlkeleri” nin detaylarına buradan ulaşabilirsin.


Yukarıdaki tanımlamalara göre, sezgisel beslenmenin bilinçli farkındalıkla yemeye paralel şu ilkeleri içerdiğini söyleyebilirim.

  • İlke 2: Açlığına Saygı Duy

  • İlke 5: Doyum Faktörünü Keşfet

  • İlke 6: Tokluğunu Hisset

  • İlke 8: Bedenine Saygı Göster

Sezgisel beslenme yaklaşımı, bilinçli farkındalıkla beslenmeyi bir adım daha ileri götürerek diyet zihniyetini reddetmenin, aynı zamanda kişisel bakım ve bedene saygıdan yola çıkarak ve nazik beslenme yöntemlerini kullanarak zorlayıcı duygularla başa çıkma araçlarını keşfetmenin önemini vurgular.

Sezgisel beslenme yöntemini bir şemsiye olarak hayal etmeyi, bilinçli farkındalıkla yeme yöntemini ise bu şemsiyeyi taşıyan tutma sapı olarak hayal etmeyi sevdiğimden sık sık bahsederim. Diyet zihniyetinden uzaklaşıp bedeninle yeniden temas kurmak, kısıtlama veya yoksun bırakma yerine kişisel bakımına odaklanmak, peşin hükümlülüğü ve yargıları bir kenara koyup, her seferinde yaşanan yeni deneyimin detaylarını keşfetmek konusunda Bilinçli Farkındalıkla Yeme yöntemi senin için çok faydalı bir araç haline gelebilir.

Bilinçli Farkındalıkla Yeme aynı zamanda neyi neden yediğimiz hakkında bilinç sahibi olmamız şeklinde de yorumlanabilir. Bu, yeme-içme deneyimlerimizle yeniden temasa geçmek ve beslenmekten gerçek anlamda zevk almakla da ilgilidir.

Peki bilinçli farkındalıkla beslenme NE DEĞİLDİR?

Bir diyet değildir.

Bilinçli bir farkındalıkla beslenirken, yiyecekleri “iyi” ya da “kötü” olarak etiketlemeyiz.

Bunun yerine amacımız, bedenimize saygı çerçevesinde yaptığımız yemek seçimlerini esas alarak, yemek yemeye yönelik verdiğimiz kararların ve yemek yeme deneyimlerimizin nasıl olduğu hakkında bedensel ve zihinsel farkındalık edinmektir.

BİLİNÇLİ FARKINDALIKLA BESLENME NE GİBİ DURUMLARDA FAYDA SAĞLAMAYABİLİR?

Bugüne kadar çalıştığım birçok danışanımın açlık ve tokluk sinyalleriyle temas kuramaz hale gelmiş ve en son ne zaman kendilerini gerçekten fiziksel olarak aç hissettiklerini hatırlamayabiliyor olduklarını gözlemledim. Genellikle aç oldukları için değil, “zamanı” geldiği, belirli bir diyet ve öğün listesini takip etmeleri gerektiği veya önlerine yemek konduğu için yemek yiyorlar. Farkında olmadan toplantı sırasında simitlerinden bir ısırık alıyor veya akşam yemeğinden sonra aslında gerçekten keyif almadan, bazen can sıkıntısını bastırmak, bazen stresin yarattığı rahatsızlık verici duyguları yatıştırabilmek adına atıştırmalıklar yiyor ya da açlık sinyallerinin farkına varmayarak öğünlerini atlayabiliyorlar.

Çoğumuz bedenimizin bize verdiği sinyallerle bağlantı kurmayı bıraktığımızdan dolayı, bu durumlar birçok insan tarafından oldukça sık yaşanan deneyimlerdir ve genellikle insanlar bilinçsiz yeme alışkanlıklarını “düzeltmek” için farkındalıkla beslenme yöntemine yönelirler. Ancak bu sırada kendi beslenme alışkanlıklarını “bozuk”, “kötü”, “yanlış” vb tanımlarla nitelemeye devam ediyor olmak, kişiyi içinden çıkılmaz bir zıtlık sarmalına ve katı zihniyetin sıkışık tünellerine yeniden hapseder. “Bir şey ya siyahtır, ya beyaz” mantığı doğaya tamamen aykırıdır. Dolayısıyla bilinçli farkındalıkla beslenmeye yöneldiğimizde de ilk mücadele edeceğimiz bakış açımız bu olmalıdır: yani sürekli bizi “başardın, başaramadın”, “uygulaman eksik oldu, tam oldu” “bilinçli beslendin, bilinçsiz beslendin” vb sonu gelmez zıtlıklar sarkacında bir o uçtan bir o uca savuran bakış açımızı yerle bir etmeye ve yargısız ve nazik bir gözlem tavrı geliştirmeye odaklanırız.


Bilinçli Farkındalıkla Beslenmeyi Yeni Bir Diyet Modeli Olarak Kullanmak

Beslenmeye koşullu bir zihniyetle, yani ya bilinçli farkındalıkla beslenme ya da bilinçsiz ve farkındalıksız beslenme olarak baktığımızda, kendimizi beslenmeye dair pek çok ince ayrıntıdan, esnekliğin getireceği rahatlamadan ve bize gerçekte iyi gelen şeylere dair yapacağımız keşiften mahrum bırakıyoruz. Bu aynı zamanda, farkındalıkla beslenmeyi, bizim için yeni bir “kısıtlayıcı diyete” dönüştürme tehlikesi taşıyor.

Örneğin, benim özellikle bazı gecelerde rahatsızlık verecek ve uyumakta zorluk yaşatacak derecede şişkinlik hissedinceye kadar patlamış mısır yeme alışkanlığım vardı. Geçmişte bu sorununu “çözmek” için çeşitli yollara başvurmuştum. Bunlardan birisi de daha farkındalıklı bir şekilde farklı yiyecekleri tüketmeyi denemek veya yatakta yemek yememeye çalışmak oldu. Bu çözümler başta biraz işe yarayabilirler ancak “alışkanlığı” ortadan kaldırmaya çoğunlukla yetmez.

Ve bendeki sonuç da tabi ki sürpriz olmadı. Sorunu çözmek üzere yaptığım tüm girişimler, gizliden gizliye diyet, kısıtlama ve baskı zihniyetine ait girişimlerdi. Çünkü “en kötü ne olur, hiç olmazsa daha az patlamış mısır yemiş olurum” diye düşünüp bilinçli farkındalıkla yeme yöntemini bu amaçla kullanmaya çalışmak, görünüşte naif ancak içten içe hala kısıtlayarak terbiye etmeye çalışma zihniyetini besleyen bir tutumdur. Dolayısıyla sistem böyle baskıları daima geri püskürtür. Bir de üstüne bu konuda “başarısız” olman da kendini tekrardan mahcup hissetmene ve yeniden yargılamana yol açar. Nitekim, her seferinde o patlamış mısırı bitirir bitirmez kendime yönelttiğim ilk soru “Senin sorunun ne?” olurdu ve “Bunu kendine neden yapıyorsun?”, “Bundan dolayı kendini nasıl berbat hissettiğini görmüyor musun?” larla devam eder, en sonunda da “Gerçekten acınacak durumdasın” şeklinde yargı cümleleriyle kapanış yaşanırdı.

Neyi neden yapmayı tercih ettiğimiz çoğunlukla asla düz mantıkla anlaşılamayacak karmaşıklıkta fiziksel, zihinsel, psikolojik, sosyolojik vb bir çok örüntü içerir. Ve bilinçli farkındalıkla beslenmeyi amacına ters şekilde kullanma çabamız, ne yazık ki günün sonunda hiçbir işimize yaramaz.


Bilinçsiz Beslenme Aslında Faydalı Olabilir

Bir danışanım benimle çalışmaya başladığında, kontrolsüzce yediğini söylediği patates kızartmasını yemeyi bırakmasını istemediğimi söylediğimde çok şaşırmıştı. Belli ki bu "bilinçsiz" yemenin ona bir faydası vardı; aksi takdirde bunu yapmaya devam etmezdi. Dolayısıyla esas ilgimizi hak eden yer, görünenin altında yatanlar olmalıdır.

Zihinsel bir karar alıp, daha “dikkatli” beslenerek sorunu iradeyle "düzeltmeye" çalışmak yerine (ki bu da diyet kültürünün bir uzantısıdır), ondan hissettiği suçluluk duygusunu ve kendini yargılama eğilimini bir kenara bırakmasını ve bunu ısrarla yemek istiyor oluşundan ne gibi faydalar sağlıyor olduğunu ve hangi fiziki, zihinsel ve duygusal durumlardayken bunu yemeye yöneldiğini keşfetmesini istedim.

Seanslarımız sırasında, patates kızartmasının çocukluğundan beri rahatlık ve güven hisleriyle ilişkilendirdiği bir şey olduğunu hatırladı. Okulda veya duygusal olarak çok zor bir gün geçirdiğinde annesi ona hep patates kızartması yapar ve ketçapla da üstlerine kalpler kondururmuş. Patates kızartması aynı zamanda annesinin, onun için en yorgunken bile geri çevirmeden yaptığı bir yemek olduğu için, çocukken patates kızartmasının ona sevildiğini daha da fazla hissettiği bir neşe getiriyor olduğunu hatırladı. Yaptığımız çalışmalar sonrasında "Ne zaman delice patates kızartması istediğimi fark etsem, o an bulunduğum zorlayıcı duygu ve durumlardan kaçıp, çocukluğumdaki o rahatlatıcı ve desteklendiğim anlara ulaşmaya çabalıyor olduğumu fark ettim” diyerek gelmişti bir gün seansımıza.

Eğer bu anlattığım seviyedeki farkındalıkların kişiye öyle şıp diye bir anda geliveriyor olduğuna inanmak istiyorsan, bu çabandan hemen vazgeçmeni tavsiye ederim. Çünkü farkındalık çalışmaları sistematik ve dirayetli bir niyet ve çaba gerektirir. “Hızlıca ve rahatça herşeyi keşfedicem ve aydınlanıcam, çözücem biticek” şeklindeki beklentilerini bırakmayı öğrenmek, kendin için bu yolda atacağın en faydalı ilk adım olacaktır.

Sevgi ve sağlıkla,


5 görüntüleme0 yorum

Comentários


bottom of page